İmdat A Dostlar..!

00:18

Her öğrencinin kabusu, vize final dönemleridir. İdeal öğrenci vizelerine önceden çalışmaya başlarken, gerçek öğrenci son gece çalışır.
Tabi gecenin sonuna doğru olan şudur:


Önce usuldan gözlükler çıkartırsın Yavaşça sakin sakin etrafa bakarsın
"Ne yapıyorum ben yahu?!" diye defalarca sorgularsın kendini. Ders çalışmaktan başka çaren yoktur. Birikmiş bir sürü nottan
bahsediyoruz şurada. Koca koca kağıtlar, anlaşılmayan terimler. Çünkü bir çoğu derste anlatılmamış ancak sorumlu tutulmuş konulardır. Angaryadır. Yorar, bezdirir.
Sonra;
Bir kahve içeyim kendime geleyim dersin. Gidip Türk kahvesi yaparsın. Yok öyle kalpazan işi at sıcak suya karıştır kahverengi şerbeti iç. Adam gibi telveli kokulu kahveler pişirilir. Sözüm ona içilir. Kendine geleceksin ya! Mazeret tabiki bunlar. Arada arkadaşlarla yazışırsın "Yahu ben anlamıyorum ki!" diye veryansın edersin. Anlamıyorsundur evet ama millet arada çalışmanın da dibine vurmuştur sen hala anlamıyorum demeye devam et! Senin kafan alabileceği şeyi zaten almıştır. Zorlamaya devam
edip yapabileceğinin fazlasını yapıyorsun ama olmuyor.
Kahveni büyük bir aşkla içiyorsun.
Şimdilik biraz
rahatlasan da için aslında böyledir:
"Çalışmalıyım, çalışmalıyım. Tanrım bu kitaplar gözümde büyüyor!"
Birazcık daha cebelleşiyorsun, tam bu kez evet çalışabiliyorsun derken...
Üst kattaki komşun ders çalışma şevkini baltalıyor!
Neden mi? Çünkü ciddi manada sorunları olan insanlar aynı apartmana toplanmıştır. Üstteki susar, yandaki başlar, yandaki susar alttaki devam eder. Tam bir çok sesli koro gibi. Ramazan ayında sahurda tüm mahalleyi çalar saati ile uyandırıp, kendisi uyanamayan üst komşun bir bakmışsın sabah 7.30'da şarkı söylüyor odanın tepesinde, kıymetli pahalı mobilyalarını (kendisi ikide bir sözüm ona mal varlığı ile övünmeyi de ihmal etmez) gacur gucur çekeleyip sözde temizliğini yapmaya başlar. Tabiki bu senaryolar gece yarısı için, bağırışmalar, şarkı söylemeler, tepişmeler olarak çeşitlendirilebilir.
Kendinle olan savaşını bitirdikten sonra iki olasılığın var:
1) "yeeaaaa ne çalışıyorum kurarım saati sabah çalışırım."
2) Uyuyakalmak!
Evet uyuyakalırsın, saatini de kuramazsın.
Sabah aniden kalkarsın ve sınavına az bir zaman kaldığını görünce Kenyalı atlet edasıyla koşarsın. Son on yirmi dakika bilgi çingeneliği yaparsın. Herkesten ne toplarsan, ne dinlersen o. Eğer duyarak öğrenebilme yeteneğin kuvvetliyse son dakika atılan galibiyet golüyle eşdeğer bir şeydir bu.
Ve vize sonuçları açıklanmaya yakınki ruh halin aynen böyle olur. Artık işin hacılarda hocalardadır. İman gücü belki işe yarar deyip:
Esasen işe yarar da! 
Neden mi?
Sen son gece yarım yamalak çalışırsın, alem haftalarca o konuları tekrar eder durur. Hatta kabaca köpek gibi çalışırlar, sen yatarsın.
Sonuç olarak ne olur biliyor musun?
Sen 60 70 gibi bir not alırsın -ki bu kadar alacağını yeterli bulursun ve üç aşağı beş yukarı tahmin de edersin- o çok çalışan var ya hani kendini yerlere atan o da 50 alır. 
Bu durumda senin verdiğin tepki aynen böyle olur:
Haydi! Yeni yazı için çok yakında dönmek umuduyla. 



Bunları da beğenebilirsiniz...

0 güzel fikir

Takipçilerim